Akbelen İçin YollardayızKöy Hakkı

İklim Adaleti Akbelen’den Baslar! Limak ve IC Holding’in iki yüzü

Sunuş

Akbelen’de köylülerin toprağına göz dikenler, Antalya’da iklimin geleceğini kurtarmaya soyunuyor!

Kömür madenciliğini sürdüren Limak ve IC Holding, COP31 İklim Konferansı’nda “İklim Destekçisi” sıfatıyla yer alıyor. Akbelen’de köylülerin yaşam alanları acele kamulaştırma kararlarıyla karşı karşıyayken, aynı şirketler uluslararası iklim zirvesinde çevresel sorumluluk ve sürdürülebilirlik söylemleriyle görünürlük kazanıyor. Kömürün yarattığı ekolojik yıkımla iklim destekçiliğinin yan yana geldiği bu tablo, yeşil aklamanın çarpıcı bir örneğidir.

Kamu yararı kimin yararıdır? Kömürün kazancını kim elde ediyor, ekolojik ve toplumsal bedelini kim ödüyor?

Köylülerin toprağına, ormanına ve geleceğine ilişkin kararları kim veriyor?

İklim adaleti Akbelen’den başlar! Akbelen’in sesi COP31’in salonlarında duyulmalı; iklim adaleti şirketlerin kurumsal itibar arayışlarından kurtarılmalı, yaşamı savunanların mücadelesiyle buluşmalıdır. Toprağını koruyan köylülerin yanında durmak, karar hakkını o topraklarda yaşayan insanlara teslim etmek ve ekolojik yıkıma karşı ortak mücadeleyi büyütmek hepimizin sorumluluğudur.

Akbelen yaşam savunucusu Esra Işık’ın sözleri, bu çağrının en vurucu ifadesidir:

“Canımızı veririz, toprağımızı vermeyiz. Bu kadar!”

İklim Adaleti Akbelen’den Baslar!

Limak ve IC Holding’in iki yüzü: Akbelen’de kömür madenciliği, COP31’de iklim destekçiliği

Akbelen’de kömür, köylülerin toprağında kamulaştırma

Limak Holding ve IC Holding, Akbelen’deki kömür faaliyetlerini yürüten Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.’nin (YK Enerji) eşit ortaklarıdır. Limak Enerji ve IC İçtaş Enerji’nin yüzde 50’şer pay sahibi olduğu şirket, 2014 yılında özelleştirilen Yeniköy ve Kemerköy termik santralleriyle bunlara kömür sağlayan maden işletmelerini devraldı. Böylece iki holdingin Akbelen’deki kömür madenciliğiyle bağlantısı, doğrudan bu ortaklık üzerinden kuruluyor.¹

Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı ve çevresinde yıllardır süren mücadele, bu madencilik faaliyetlerinin genişlemesine karşı gelişti. İkizköy ve çevresindeki köylüler ormanlarını, zeytinliklerini, tarım arazilerini ve yerleşim alanlarını korumaya çalışırken YK Enerji, santrallerin kömür ihtiyacını karşılamak amacıyla madencilik faaliyetlerini sürdürmek istiyor.

Akbelen’de kömür madenciliğinin genişletilmesine karşı köylüler 2021 yılında orman nöbeti başlattı. 2023 yılında jandarma eşliğinde gerçekleştirilen ağaç kesimleri büyük tepki yarattı. Ardından madenciliğin zeytinliklere ve tarım arazilerine doğru genişlemesi, yaşam alanlarını koruma mücadelesini daha da büyüttü.

9 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı kararıyla altı köyde toplam 679 parselin acele kamulaştırılması öngörüldü. Olağanüstü acelelik gerektiren durumlar için düzenlenen bu yöntemin kömür madenciliğinin genişletilmesi amacıyla kullanılması, kamu yararı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.²

Köylüler kamulaştırma kararının iptali için yargıya başvurdu. Danıştay 6. Dairesi, davaların ilk aşamalarında yürütmenin durdurulması yönünde karar verdi. Ancak 16 Eylül 2026’daki duruşmanın ardından, 17 Ekim’de kamuoyuna yansıyan haberlerde, bazı davalarda ret kararları verildiği bildirildi. Bu haberlerde aktarılan gerekçeye göre mahkeme çoğunluğu, santrallerin kömür ihtiyacını ve enerji arz güvenliğini dikkate aldı. Karşı oy kullanan bir üye ise kömür ihtiyacının tek başına acele kamulaştırma için gerekli olağanüstü koşulları ortaya koymadığı görüşünü savundu.³

Köylülerin avukatı Arif Ali Cangı, söz konusu kararlara karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna yürütmenin durdurulması istemiyle temyiz başvurusunda bulunacaklarını açıkladı. Dolayısıyla hukuki süreç, başvuru ve inceleme aşamaları bakımından devam edebilir. Ret kararlarının kesinleştiği veya bütün davaların sonuçlandığı yönünde bir değerlendirme yapmak için henüz yeterli bilgi bulunmuyor.

Enerji arz güvenliği kamusal bir ihtiyaçtır. Ancak bu ihtiyacın hangi yöntemlerle karşılanacağı, kömür üretiminin genişletilmesinin zorunlu olup olmadığı, alternatiflerin nasıl değerlendirildiği ve köylülerin uğrayacağı kayıplar da kamu yararı tartışmasının parçasıdır.

Şirketlerin kömür ihtiyacı acil kabul edilirken, köylülerin topraklarını ve yaşamlarını koruma hakkına nasıl bir öncelik tanınıyor?

Devlet, sermaye ve yargı: Kamu yararı kimin yararı?

Akbelen’de şirketlerin ekonomik ihtiyaçları, devletin enerji politikaları ve yargının kamu yararı değerlendirmesi aynı süreçte buluşuyor. Şirketler kömür üretimini sürdürmek istiyor. Devlet maden faaliyetlerine izin veriyor ve kamulaştırma yetkisini kullanıyor. Yargı ise bu işlemlerin hukuka uygunluğunu denetliyor.

Burada belirleyici sorun, özel şirketlerin üretim ihtiyaçlarının hangi koşullarda kamusal zorunluluk olarak kabul edildiğidir. Devletin kamulaştırma yetkisi, şirketlerin üretim sürekliliğini sağlayan bir araca dönüştüğünde köylülerin mülkiyet, geçim ve yaşam alanlarını koruma haklarıyla karşı karşıya geliyor.

David Harvey’in mülksüzleştirme yoluyla birikim kavramı, Akbelen’de yaşananları anlamamıza yardımcı olur. Köylülerin kuşaklar boyunca yaşadığı ve üretim yaptığı topraklar, kömür madenciliğinin genişletilmesi için kamulaştırma konusu hâline geliyor. Böylece şirketlerin üretim alanları genişleyebilirken köylüler geçim kaynaklarını ve yaşamlarını sürdürdükleri toprakları kaybetme tehlikesiyle karşılaşıyor. Harvey’in kavramı, ekonomik birikimin kimi zaman insanların toprak ve müşterek yaşam alanları üzerindeki haklarının daralmasıyla birlikte ilerleyebildiğini açıklıyor.

Akbelen’de bu ilişkinin somut karşılığı, kömür ihtiyacının kamulaştırma kararlarına gerekçe oluşturmasıdır. Yargının bağımsızlığı ve hakları koruma görevi de tam burada önem kazanır. Kamu yararı değerlendirmesinin enerji arz güvenliğiyle birlikte köylülerin haklarını, çevresel etkileri ve alternatifleri de kapsaması gerekir.

Akbelen’de kömür, Antalya’da iklim destekçiliği

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Fosil yakıtlardan çıkış, sera gazı salımlarının azaltılması ve iklim finansmanı konferansın temel tartışma başlıkları arasında bulunuyor.

Kömür, iklim krizine yol açan başlıca fosil yakıtlardan biri. Buna rağmen Akbelen’deki kömür faaliyetleriyle bağlantılı Limak Holding ve IC Holding, COP31’in resmî internet sitesinde “İklim Destekçileri” arasında yer alıyor.⁴

IC Holding, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada COP31’i yenilenebilir enerji, ileri nükleer teknoloji ve sürdürülebilirlik çalışmalarını tanıtmak için önemli bir fırsat olarak gördüğünü belirtti.⁵ Ancak aynı holdingin ortak olduğu YK Enerji, Yeniköy ve Kemerköy santrallerinde kömüre dayalı elektrik üretimini sürdürüyor. Limak Holding de aynı ortaklık üzerinden bu faaliyetlerin içinde bulunuyor.

Şirketlerin Akbelen’deki faaliyetleriyle COP31 destekçiliği arasındaki bağlantı böylece açıklık kazanıyor: Kömür madenciliğini sürdüren YK Enerji’nin iki ortağı, iklim krizine karşı uluslararası işbirliğinin tartışılacağı zirvede iklim destekçisi sıfatıyla yer alıyor.

Bu durum yeşil aklama tartışmasını gündeme getiriyor. Şirketlerin çevre dostu faaliyetlerini öne çıkarması, çevresel zararlarla bağlantılı faaliyetlerinin kamuoyundaki görünürlüğünü azaltabilir. Yenilenebilir enerji yatırımları veya iklim zirvesine verilen destek, kömür madenciliğinin yarattığı ekolojik sorunları kendiliğinden ortadan kaldırmıyor.

Antonio Gramsci’nin hegemonya yaklaşımı, ekonomik gücün toplumsal kabul ve meşruiyet kazanarak nasıl sürdürülebildiğini anlamamıza yardımcı olur. Akbelen’de kömür üretimi nedeniyle eleştirilen şirketlerin COP31’de iklim destekçisi olarak yer alması, ekonomik faaliyetlerin yanında toplumsal kabul ve itibarın nasıl üretildiği sorusunu gündeme getiriyor.

Pierre Bourdieu’nün sembolik sermaye kavramı da bu ilişkiyi açıklamaya yardımcı olur. Limak ve IC Holding’in COP31 destekçiliği, şirketlerin iklim mücadelesiyle ilişkilendirilen bir kurumsal görünürlük kazanmasına imkân sağlayabilir. Böylece Akbelen’de tartışmalı faaliyetleri bulunan şirketler, Antalya’da çevresel sorumluluk üstlenen kurumlar olarak tanıtılabiliyor.

Akbelen yaşam savunucularından Nejla Işık da Limak ve IC Holding’in COP31 destekçiliğine tepki göstererek bölgedeki faaliyetlerle iklim zirvesindeki konumları arasındaki çelişkiye dikkat çekti.⁶

Benzer eleştiriler, Marmaris Kızılbük’teki projesi nedeniyle çevre mücadelesinin gündeminde bulunan Sinpaş’ın COP31 destekçileri arasında yer alması üzerine de dile getirildi. Marmaris’teki yaşam savunucuları bu ilişkiyi yeşil aklama olarak nitelendirdi.⁷

Bu örnekler COP31 yönetimine ortak bir soru yöneltiyor: Kömür madenciliği ve ekolojik ihtilaflarla bağlantılı şirketler hangi çevresel ve toplumsal sorumluluk ölçütlerine göre iklim destekçisi kabul ediliyor?

Yer-karar mesafesi ve Köy Hakkı: Akbelen’in asıl meselesi

Akbelen mücadelesinin merkezinde çok temel bir soru bulunuyor: Bir köyün geleceğine kim karar verecek?

Şirketler kömür üretiminin devamını planlıyor, devlet maden izinlerini ve kamulaştırma kararlarını düzenliyor, mahkemeler bu kararların hukuka uygunluğunu denetliyor. Ancak sonuçlarını doğrudan yaşayacak köylülerin kendi yaşam alanlarının geleceği üzerindeki karar yetkisi sınırlı kalıyor.

Bu durumu daha önce geliştirdiğimiz yer–karar mesafesi kavramıyla açıklayabiliriz.⁸ Yer–karar mesafesi, bir yaşam alanının geleceği hakkında karar verenlerle bu kararların sonuçlarını yaşayan insanlar arasındaki güç ve yetki uzaklığıdır.

Akbelen’de bu mesafe somut biçimde görülüyor. Köylülerin kuşaklar boyunca işlediği topraklar hakkında alınan kararlar Ankara’da şekilleniyor. Şirketlerin kömür ihtiyacı, devletin enerji politikası ve yargının kamu yararı değerlendirmesi köylülerin yaşamını doğrudan etkiliyor. Kararların sonuçlarına en yakın olan insanlar, karar yetkisine en uzak konumda kalabiliyor.

Köy Hakkı düşüncesi bu soruna yanıt arıyor.⁹ Köy; toprağı, suyu, ormanı, üretimi, kültürü ve kuşaklar boyunca biriken belleğiyle bir yaşam alanıdır. Köy Hakkı, bu yaşam alanlarının geleceği üzerinde orada yaşayan insanların ortak söz ve karar hakkını savunur.

Akbelen’de acele kamulaştırma kararıyla karşı karşıya kalan köylüler, toprağın mülkiyetinin ötesinde bir yaşam bütünlüğünü korumaya çalışıyor. Zeytinlikler geçim kaynaklarıdır; ormanlar suyun, toprağın ve canlı yaşamının parçasıdır; köyler kuşaklar boyunca kurulan toplumsal ilişkilerin mekânıdır. Bu bütünlüğü etkileyen kararların köylülerin iradesinden uzak merkezlerde alınması, Köy Hakkı’nın neden gerekli olduğunu açıkça gösteriyor.

Kararı yere yaklaştırmak, Akbelen’de yaşayan insanların kendi gelecekleri üzerinde gerçek ve eşit söz sahibi olabilmesini sağlamaktır. Köy Hakkı yaşam hakkıdır.

Sonuç: İklim adaleti Akbelen’den başlar

Akbelen’de yaşananlar, devletin enerji politikaları, şirketlerin ekonomik çıkarları ve köylülerin yaşam hakkı arasındaki gerilimi görünür kılıyor. Bir tarafta kömür üretimini sürdürmek için alınan kamulaştırma kararları, diğer tarafta bu faaliyetlerle bağlantılı şirketlerin uluslararası iklim zirvesinde kazandıkları görünürlük bulunuyor.

Kömür üretiminden ekonomik kazanç elde edenler kimlerdir? Ormanların kesilmesinin, tarım arazilerinin kaybedilmesinin ve köylülerin yerlerinden edilme tehlikesinin bedelini kim ödemektedir?

Şirketlerin kömür üretimini sürdürme ihtiyacı kamu yararı sayılırken, köylülerin kendi yaşam alanlarını koruma hakkı neden aynı güçte korunamıyor?

COP31’de iklim adaletinden söz edilecekse, Akbelen’deki köylülerin yaşadıkları ve talepleri de bu tartışmanın merkezinde yer almalıdır. İklim adaletinin ölçütü, şirketlerin uluslararası zirvelerde kazandıkları itibarın ötesinde, insanların yaşam alanlarını koruyabilmeleri ve kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olabilmeleridir.

Akbelen’de kömürün geleceğine karar verenlerle Antalya’da iklimin geleceğini tartışanlar arasındaki ilişkiyi sorgulamak, iklim adaletinin gereğidir.

Danıştay kararı sonrasu İkizköylülerin gerçekleştirdikleri forumdan sahneler için tıklayınız

 Dipnotlar ve Kaynaklar

¹ YK Enerji’nin ortaklık yapısı. YK Enerji, Hakkımızda: https://ykenerji.com.tr/hakkimizda

Limak Holding, Yeniköy Kemerköy Termik Santralleri:
https://www.limak.com.tr/sektorler/enerji/enerji-uretimi/yenikoy-kemerkoy-santralleri

² Acele kamulaştırma ve yürütmenin durdurulması.* Sessiz Kalma, Mayıs 2026:
https://sessizkalma.org/tr/haberler/danistaydan-akbelende-acele-kamulastirmaya-yurutmeyi-durdurma

³ Danıştay’ın son kararı. Habertürk/ANKA, 17 Ekim 2026:
https://www.haberturk.com/gundem/danistaydan-akbelen-karari-679-parseli-acele-kamulastirilma-karari-hukuka-uygun-3920451

⁴ COP31’in resmî destekçi listesi. COP31 Türkiye:
https://cop31.tr/partners/climate-supporters

⁵ IC Holding’in COP31 açıklaması.* Anadolu Ajansı, 16 Ekim 2026:
https://www.aa.com.tr/tr/isdunyasi/holding/ic-holding-cop31-iklim-destekcisi-oldu/705012

⁶ Akbelen yaşam savunucularının açıklamaları. Gündem Fethiye, 14 Ekim 2026:
https://gundemfethiye.com.tr/muglayi-talan-eden-sirketler-cop31-destekcisi-oldu-tam-bir-yesil-aklama-ornegi-bu-173137/

⁷ Sinpaş’ın COP31 destekçiliğine yönelik eleştiriler. Gündem Fethiye, 17 Ekim 2026:
https://gundemfethiye.com.tr/marmariste-sinpasin-cop31in-iklim-destekcisi-olmasina-tepki-once-mahvet-sonra-tovbe-et-173445/

⁸  Yer–karar mesafesi. İsmail Akyıldız, Kararı Yere Yaklaştırmak, Yeşil Direniş, 12 Ekim  2026:  https://www.yesildirenis.com/2026/10/12/karari-yere-yaklastirmak-yer-karar-iliskisi-ve-yer//
⁹ Köy Hakkı.  İsmail Akyıldız, Köy Devletten, Şehirden, Piyasadan Daha Eski ve Daha Köklüdür!, Yeşil Direniş, 20 Temmuz 2026. https://www.yesildirenis.com/2026/07/20/koy-devletten-sehirden-ve-piyasadan-daha-eskidir/ 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir