“SARP GÜMRÜK SAHASI KAPSAMIDA SARP KÖYÜNDE VE TEK KALAN SAHİLİMİZDE HİÇBİR ŞEKİLDE TIR PARKI İSTEMİYORUZ”

0

Böyle bir Proje Sarp köyünün tek kalmış sahilini ortadan kaldırmakla kalmayacak hem halkı denizlerden kopararak o bölgede yüzme olayını tamamen ortadan kaldıracak hem de Sarp Köyü sakinlerinin özellikle sahil alanında özgürce hareket etmesini kısıtlayacaktır. Sarplıların dolaşabileceği, birbiri ile görüşebileceği başka geniş alan ve meydan da kalmamıştır zaten. O alanlar gümrük inşa edilirken yok edilmiştir. Tır parkındaki yoğun tır trafiği, onun yarattığı egzoz ve gürültü kirliliğinin bugünkünün kat kat üstüne çıkacağını tahmin etmek ise hiç zor değildir. Yöre balıkçılığının bu gelişmelerden büyük zarar göreceği, balıkçılıkla geçinen insanların geleceklerinin tehdit altında olduğu da bir gerçektir.

SARP KÖYLÜLERİ OLARAK BASINA VE KAMUOYUNA DUYURUMUZDUR:

“SARP GÜMRÜK SAHASI KAPSAMIDA SARP KÖYÜNDE HİÇBİR ŞEKİLDE TIR PARKI İSTEMİYORUZ”

Sarp Köyü sakinleri olarak, yetkili kurum ve mercilerden, köyümüzde Sarp Gümrük Kapısı Tır trafiğini rahatlatmak amacı ile düşünülen, SARP KÖYÜ SAHİLİNİN DOLDURULMASI yolu ile TIR PARKI önerisini hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Bu konu Sarp köylüleri olarak bizim için yaşamsal önemdedir ve KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR.

Daha önce Sarp Köyü Gümrük inşaatı sürecinde, mütevazi, oldukça küçük Gürcistan Gümrük binasının aksine devasa, kocaman, dev bir Gümrük binası inşa edilmesine karar verilerek, Sarp köyü sahilinde yer alan portakal ve mandalina bahçeleri dahil bütün ağaçlar kesildi, denize ulaşan derelerimiz yok edildi, o cennet doğa betonlaştırılarak bugünkü beton mezarlığına dönüştürüldü.

Cennetimizi BETON MEZARLIĞI’na Çeviren Sarp Gümrük Kompleksi

Bu Gümrük Alanının inşası sürecinde bir Mandalina ve Portakal bahçesi (bizim bahçemiz), onlarca ıhlamur, mimoza, kavak ağacı kesildi, köyün ilkokul binası ve bir ev yıkıldı, sarp deresinin bir kolu bu betonların altında yok olup gitti…

Köydeki insanların gerek psikolojisini gerekse genel olarak sağlığını tehdit edecek düzeyde gürültüyle çalışan dev bir klima deniz tarafına kurulacağına, bizlerin insan olduğumuz unutuldu / umursanmadı ve tüm köyü rahatsız edecek şekilde evlerimizin olduğu tarafa yerleştirildi. Bütün bunlara ek olarak her gün yüzlerce tırın yarattığı egzos ve gürültü kirliliğinden dolayı birçoğumuz fiziksel ve psikolojik olarak sağlığımızı yitirir olduk.

Sarp Köyü Sakinleri 24 saat kesilmeksizin dev klimaların ve dondurucularından dolayı çıkardıkları ses kat kat artan Tırların egzoz kirliliğine ve gürültüsüne maruz kalmaktadır.

Oysa biz özellikle kışın başka şehirde olanlar için Sarp köyü eskiden tam bir dinlence ve rehabilitasyon cennetiydi. Bu süreçte köyün gümrük kısmındaki sahilimizi almışlardı ama çok şükür hala ikinci bir sahilimiz vardı ve Türkiye’nin en ilginç, sarp kayalarla çevrelenmiş en güzel sahillerinden biriydi.

Sarp köyü eskiden tam bir dinlence ve rehabilitasyon cennetiydi. Şimdi ise
yüzmek, dinlenmek, eğlenmek, sosyalleşmek için sadece bu sahil kaldı elimizde

Şimdi de duyuyoruz ki tek soluk aldığımız, burayı yaşanılır kılan tek rahatlama, sosyalleşme alanımız, yüzdüğümüz deniz ve sahilimizin de doldurulup TIR PARKI yapılması düşünülüyormuş.

Biz ve atalarımız yüzlerce yıldır bu topraklarda yaşadık ve yaşamak da istiyoruz. Hayatımızı cehenneme çeviren, sağlığımızı, psikolojimizi alt üst eden bu insanlık dışı karar ve müdahaleler artık tahammül sınırımızı zorlamaktır ve bu artık bizim KIRMIZI NOKTAMIZDIR. Sarp köyü halkı olarak, bu konudaki kararlılığımızın dikkate alınmasını, kati suretle SARP KÖYÜNDE TIR PARKI istemediğimizin anlaşılmasını, gerek ekonomik ve toplumsal maliyeti gerekse Karadeniz’in en güzel sahillerinden birini daha yok etmek kaydıyla doğaya verilecek zarar gözetilerek ve de uluslararası sınır olan bir sahilde komşu ülke Gürcistan’ın da rızasının olmadığı bilindiği ve bu rıza olmadan böyle bir kararın alınmasının mümkün olmadığı koşullarda bunun ‘AKILDIŞI’ bir öneri olduğunun fark edilip bu fikirden tamamen vaz geçilmesi gerektiğini yetkili merci ve kurumlara bildiriyor gereğinin yapılmasını bekliyoruz.

Yukarıdaki cennet sahili betonla doldurup dönüştürmek istedikleri TIR PARKI’nın önceden başka bir sahilde dolgu yapılarak inşa edilmiş bir örneği…

CENNETİMİZİ CEHENNEME ÇEVİRDİLER

ÇEVİRMEYE DEVAM EDİYORLAR…

Bugün ülkemizin her yerinde doğa ve yaşam alanlarımızın talanına dair çok önemli sorunlar var… Şu an sadece doğu Karadeniz sahillerinin yok oluşu ve yüzdüğümüz sahilleri kaybetme gerekçesiyle dile getirdiğimiz sorun aslında büyük fotoğrafın sadece küçük bir parçasını oluşturuyor. Memleketimize, Karadeniz coğrafyasına yapılan saldırının ve bundan sonra planlanan saldırıların sadece küçük bir hamlesi şu an karşı karşıya olduğumuz… Gerçekte bütün Karadeniz boyunca derelerimiz, ormanlarımız, tarlalarımız, yaylalarımız, evlerimiz, evlerimizin bahçeleri, hatta türkülerimiz, horonlarımız, mıhlamamız, mısır ekmeğimiz, bütün olarak yaşam değerlerimiz, varoluş sebeplerimiz tehdit altında… Bu konuda en büyük tehlike de YEŞİL YOL Projesi… Karadeniz’in tüm güzelliklerini ranta ve ticarete açma ve bölgeyi Araplaştırma projesi olarak da bilinen proje…

YEŞİL YOL Projesi… Karadeniz’in tüm güzelliklerini ranta ve ticarete açma ve bölgeyi Araplaştırma projesi olarak da bilinen proje..

Adım adım geliyorlar, sinsice ilerliyorlar, her gün bir varlığımızı, bir değerimizi yok ediyor, canımızdan, ciğerimizden bir parça koparıyorlar… Şu gerçeği görmeliyiz artık; ciddi bir tehdit altındayız… Her adım attıklarında bir sonraki adımı düşünüyorlar… Engelsiz, dirençsiz ilerledikçe hep daha fazlasına sahip olmak, bizim olandan, yıllarca ortak bir kültürün, ortak bir hafızanın, ortak bir hikayenin parçası olarak yaşadığımız bu cennet topraklardan daha fazlasını almak istiyorlar… Gün geçtikçe eksiliyoruz, eksiltiyorlar bizleri…

Yemyeşil Doğanın İçindeki BETON MEZARLIĞI: Sarp Gümrük Kapısı

Saldırı aynı anda hepimize birden yönelmediği için, içimizden birinin kaybettiği şey ilk anda diğerimizin çıkarını zedelemiyormuş gibi göründüğü için; ‘bu iş komşuda sınırlı kaldıkça bize bir şey olmaz nasılsa’ mantığıyla hareket ettiğimiz için, çoktan birçok şeyi kaybetmiş durumdayız. Gerçek şu ki, bugün komşumuzun çitini aşıp bahçesini talan eden güç, o talanı orada bırakmayacaktır; Aksine hiçbir zorlanmayla karşılaşmadan komşumuzun bahçesine engelsiz girmeyi başardığında daha da cesaretlenecek, ardından yandaki bahçeye gözünü dikecektir. Herbir çiti kolayca atlayabildiğini gördüğünde, sonunda sıra bize de gelecek, tüm bahçeler bir bir talan edilmiş olacaktır. Sermaye aç gözlüdür, doymak ve durmak bilmez. Onu durduracak tek şey, ranta doğru doludizgin çağlayışını durduracak tek güç HALKIN BİRLİKTEN DOĞAN GÜCÜDÜR; bizlerin oluşturacağı güçlü setlerdir…

Bizler hepimiz tek tek bir set olacağız; Liman köylüsü, Esenkıyı Köylüsü, Kemalpaşa Köylüsü, Sarp köylüsü dev bir setin parçaları olacağız hoyratça ilerleyen sermayenin önünde… Bize bizden başka dost yok bunu bilmek zorundayız; Devlet sermayenin devleti bunu kavramak zorundayız; bugün çıkan yasaların hemen hepsi sermayenin, özellikle inşaat firmalarının çıkarlarını koruyan yasalar; Halk olarak bizler bir güç yaratamazsak, hayatımıza, yaşam alanlarımıza karşı olan bu apaçık saldırılar karşısında bir direnç yaratamazsak, eninde sonunda bir var oluş sorunu yaşayacağız, bunu bilmemiz gerekir… Kayıplarımız telefi edilemeyecek noktalara ulaşacaktır bunu anlamamız gerekir…

Hala bu gidişatı kontrol etme şansımız varken harekete geçmeliyiz ve sermayenin bu baş döndürücü hızla ilerleyen talanının önünü kesmek için biran önce direnç noktaları oluşturmalıyız. Her davayı kazanmamız şart değil, arada kaybedeceğimiz mücadeleler de olabilir, önemli olan bizim burada bir varlık olarak mevcudiyetimizi bilmeleri ve bizleri aşmadan bizim olanları almalarının öyle kolay olmayacağını anlamaları; yani yıldırıcı, caydırıcı bir güç oluşturmak… Bunu başaramazsak üzerimize basıp, çiğneyip geçecekler bu çok açık… Bir süre sonra kendi memleketimizde kendi topraklarımızda sözümüzün geçmediği, etkisiz kaldığımız, sığıntı kaldığımız bir duruma düşeceğiz bu çok bariz…

Asıl temel meseleye gelince…. Şu anda Hopa’dan Sarp’a kadar olan bölgede yer alan üç sahil köyünün, Esenkıyı, Liman, Sarp ve kısa zaman önce ilçe olmuş Kemalpaşa’nın karşı karşıya olduğu çok ciddi sorunlar var bugün… Yüzmek için elimizde kalan son sahillerimizi de kaybetmek üzereyiz… Köylünün denizle bağlantısı tamamen kesilmek istenmekte. Bizler köylüler olarak sahillerden izole edilerek dağlara doğru itiliyoruz. Bunun için planlar yapıldığını duyuyoruz, görüyoruz… Sarp köyü meselesine gelince, 30 Dönümlük bir alanı kapsayacak şekilde, yüzmekte olduğumuz sahil de dahil dev bir dolgu alanı gerçekleştirilip, sınırdaki tır trafiğini rahatlatmak gerekçesiyle TIR PARKI inşa edilmek isteniyor.

İç gümrük Havsa'ya yapılacak - Edirne Ahval Gazetesi

Bu plan gerçekleşir tüm sahil dolgu yapılarak TIR PARKINA dönüşürse bizi bekleyen en önemli tehlikelerden birisi de, halkın yüzebildiği tek doğal plajın ve yegane kamusal sosyalleşme alanının da yok edilerek bölgenin kontrolünün tamamen ‘Sarp Gümrük Müdürlüğü’ne geçmesidir. Bu da artık halkın kendi köyünün denizinde yüzememesi, hatta sahile kontrolsüz girememesi anlamına gelmektedir. Zaten Tır parkına girip ne yapacaktır halk… Halkın bir araya gelebileceği yegane görüşme alanı, birlikte ortak eğlenebilme, dinlenebilme imkanı da bu proje ile tamamen ortadan kaldırılmış olacaktır. Aynı zamanda balıkçılar da bundan böyle o sahalarda özgürce avlanamayacaklardır. Yine planlanan bölgenin aslında balıkların üreme ve çoğalma yatağının olduğu bölge olması nedeniyle, bölge balıkçılığın geleceği de bu proje kapsamında tehlikeye girmektedir.

Sarp ve Kemalpaşa’da sadece balıkçılıkla geçinen bir sürü aile bulunmaktadır.

Diğer yandan fayda maliyet analizi yapıldığında yerel halk için yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden dolayı yarardan çok büyük zararı olan bu projenin, devlete maliyetinin de çok yüksek olduğu görülmektedir. Özellikle seçilen alanın açık dalgalara ve kuvvetli akıntılara maruz kalması nedeniyle hiçbir zaman istenilen randımanı vermeyeceği, aksine kışın oluşacak dev dalga ve güçlü akıntılar nedeniyle ortaya çıkaracak tahribat nedeniyle harcanan onca para ve kaynağın çarçur edilmiş olacağı uzmanlarca da sıklıkla ifade edilmektedir.

KARADENİZ SAHAİLİNDEKİ TIR TRAFİĞİNİ VE TIR KUYRUĞU SORUNUNU ÇÖZMENİN YOLU SARP KÖYÜNÜN TEK KALAN CENNET SAHİLİNİ DOLDURUP TIR PARKI YAPMAK DEĞİL TIR TRAFİĞİNİN YÖNÜNÜ TRAFİK YOĞUNLUGU AZ OLAN DIĞER GÜMRÜK KAPILARINA KAYDIRMAKTIR!

Bu konuda daha 11 Nisan 2022’de Gazete Riz’ye demeç veren Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan “özelikle Rusya-Ukrayna arasında yaşanmakta olan savaş nedeniyle, Rusya ve Beyaz Rusya’ya Ukrayna üzerinden geçiş yapan tüm TIR’ların Sarp Kapısına yönelmesi, Rusya Federasyonu tarafında ise Kazbegi-Lars kapısındaki yenileme ve genişletme çalışması nedeniyle kısıtlı sayıda TIR giriş–çıkışına müsaade edilmesi, Gürcistan tarafında yol güzergahında TIR kuyrukları oluşması nedeniyle giriş yapan taşıt sayısının kısıtlanması ve ayrıca pandemi önlemlerinin kaldırılması ile Sarp kapısından özel taşıt ve yolcu giriş çıkışlarının artmış olması, basına da yoğun olarak yansıdığı gibi son günlerde Sarp Kapısında TIR kuyruklarının oluşmasına sebebiyet verdiğini” belirterek tek çözümün Muratlı Sınır Kapısının açılması olduğunu söylemiştir. Konu hakkında yetkililerle görüştrklerini de belirten Gürdoğan bu konudaki girişimlerini şöyle açıklamıştır: “Konu hakkında yetkililer ve özellikle Hopa Kaymakamlığımız ve Kaçkar Gümrük Bölge Müdürlüğümüz ile temaslarımız sürdürülerek, mümkün olan en kısa sürede daha fazla taşıtın çıkış yapması sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu konuda Kaçkar Gümrük Bölge Müdürlüğümüzden aldığımız bilgilerde toplamda günlük 800’e yakın aracın hem giriş hem de çıkış işlemlerinin özverili bir şekilde yapılan çalışma ile sağlandığı bilgisi edinilmiştir. Hem Ülkemiz tarafından yapılan çıkışlar ve hem de Avrupa üzerinden diğer ülkelerden gelen taşıtların Sarp Kapsını kullanmaları bu yoğunluğu doruk noktasına çıkarmış olup, Rusya tarafındaki kapının da kısıtlı çalışması bu kuyrukların oluşmasına sebebiyet vermektedir. Aynı şekilde yük boşaltıp, Ülkemize dönüş için hem Rusya hem de Gürcistan yol güzergahında bekleyen Türk Tırları da bu durum nedeniyle büyük mağduriyet yaşamaktadır”.

Sarp Sınır Kapısı'nda TIR kuyruğu
Çözüm Tır parkları olsaydı, Karadeniz sahili baştan aşağı bir sürü Tır Parkı ile doldurulmuş durumda!

Bu Tır Parkalarının yapıldığı her alanda güzelim doğa yok edildi, çevre kirletildi, sahil boyunca yer alan bütün köylerde tır gürültüsünden, egzoz kirliliğinden halkın huzuru kaçtı, yaşam kalitesi düştü, sağlığı bozuldu…

Peki tüm bu maddi, manevi, toplumsal zarar ve maliyetlere karşın tır Parkları sorunlara çözüm oldu mu? tüm Doğu Karadenizin baş belası olan Tır trafiği, Tır kuyrukları azaldı mı?

O Tır Parkalarının yapımı ve işletilmesinden birileri tonlarca para kazandı o kadar…

O zaman tekrar düşünmek gerekir konu yine RANT meselesi mi?… Birilerinin doğayı, insanı, yaşam hakkını umursamadan ceplerini doldurma meselesi mi?

Fotoğraftakiler Sarp Köyü sahilinde dolgu ile Tır Parkı yapılması Fikrini öne atan ekip
Kuzey Anadolu.net ‘de Çağrı Aktaş’ın 23 Kasım 2023’ de güncellenen haberi

Gümrük ve Turizm İşletmeleri A.Ş. (GTİ) Sarp Gümrük Kapısı Danışma Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya katılan TTSO Başkanı ve Danışma Kurulu Üyesi Erkut Çelebi, “Sarp Gümrük Kapısında daha önce yaptığımız incelemelerde tespit ettiğimiz sorunları rapor haline getirerek TOBB’a göndermiştik. Bu toplantıda da metrekareye düşen araç ve yolcu trafiği açısından belki de dünyanın en yoğun sınır kapısı olan Sarp’ta yoğunluğun azaltılması için yapılması gerekenleri değerlendirdik. Küçük dokunuşlarla önemli bir iyileşme sağlanabilir ancak kesin çözüm için mutlaka alanın genişletilmesi gerekiyor. Bunun da en yapılabilir yolu deniz dolgusudur” dedi.

GTİ Sarp Gümrük Kapısı Danışma Kurulu toplantısına Danışma Kurulu Üyeleri Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erkut Çelebi, Alaca TSO Başkanı Günser Şirin, Pasinler TSO Başkanı Aydın Taşbaşı, Seydişehir TSO Başkanı Cemal Küçük, Ilgın TSO Başkanı Vehbi Özlen, GTİ Sarp Müdürü İbrahim Tomul ile GTİ yetkilileri Koray Ünsal ve Burak Top katıldı”

DENİZİMİZİ, SARP köyünün SON KALAN SAHİLİNİ DOLDURTMAYACAĞIZ.

Lütfen aşağıdaki linki tıklayıp imzalayarak siz de destek verin mücadelemize..

https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=10160119144644811&id=709534810&mibextid=2JQ9oc

Özetle bu proje hem halkı denizlerden koparacak, o bölgede hem yüzme olayını tamamen ortadan kaldıracak hem de halkın özellikle sahil alanında özgürce hareket etmesini kısıtlayacaktır. Halkın dolaşabileceği, birbiri ile görüşebileceği başka geniş alan ve meydan da kalmamıştır zaten. O alanlar Gümrük inşa edilirken yok edilmiştir. Tır parkındaki yoğun tır trafiği, onun yarattığı egzoz ve gürültü kirliliğinin bugünkünün kat kat üstüne çıkacağını tahmin etmek ise hiç zor değildir. Yöre balıkçılığının bu gelişmelerden büyük zarar göreceği, balıkçılıkla geçinen insanların geleceklerinin tehdit altında olduğu da bir gerçektir.

Sonuç olarak bu yok oluş bu talan senin köyün benim köyüm meselesi değildir… Senin sahilin, benim sahilim meselesi değil, hepimizin yaşam alanı, memleket meselesidir… Özel olarak tırların bölgede yarattığı rahatsızlık, kirlilik, gürültüye gelince, aslında bu mesele de tüm sahil köylülerinin şikayet ettiği, kirlilikten, gürültüden, tırların sebep olduğu kazalardan rahatsız olduğu ortak bir meseledir, hepimizin meselesidir. Bugün sana saldırır rantçılar yarın bana, aynı anda aynı amaçla saldırmaz belki her birimize, ama emin olun sonunda tek tek hepimizin elindekini alır ruhumuz bile duymaz, bir bakmışız ki bütün değerlerimizi yitirmiş, kendi memleketimizde yabancı, sığıntı olmuşuz…

Henüz çok geç değil bu tehlikeye karşı Sadece Hopa ve Kemalpaşa köyleri değil gerekirse Arhavi, Fındıklı ve ötesinde yer alan sahil köyleri de birleşerek ortak bir platform ortak bir set oluşturmalıyız bu gidişata karşı… Kendi köylerimizde yabancı olmadan önce bu köylerin karar vericileri, asıl sahipleri bizler olduğumuzu ve böyle kalacağımızı, topraklarımızın, denizlerimizin, yaylalarımızın, sahillerimizin asıl sahiplerinin bizler olduğunu onlara hatırlatmak zorundayız. Burada olduğumuzu ve her zaman olacağımızı, sahip olduklarımızı korumak için sonuna kadar mücadele edeceğimizi onlara göstermeliyiz.

Doğayı ve Yaşamı savunanlar sorgulanamaz, yargılanamaz… Yaşam alanlarımıza sahip çıkmak hepimizin en temel insan hakkımızdır. Yaşam Alanlarımızdan Çekin Ellerinizi!

Yarın değil hemen şimdi; Çünkü yarın çok geç kalmış olabiliriz…

Biz aşağıda imzası bulunan köy sakinleri, yetkili kurum ve mercilerden, köyümüzde Sarp Gümrük Kapısı Tır trafiğini rahatlatmak amacı ile inşa edilmesi düşünülen TIR PARKI önerisini hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Bu konu Sarp köylüleri olarak bizim için yaşamsal önemdedir ve KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR.

Aşağıdaki Linki tıklayıp imza atarak ve bu habere yorum yaparak siz de Sarp Köyü sahilinin dolgu yapılıp TIR PARK‘ına dönüştürülmesine karşı verilen mücadeleye destek olabilirsiniz…

https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=10160119144644811&id=709534810&mibextid=2JQ9oc

Dr. Öğretim Üyesi Çiğdem Şahin İÜ

Paylaş.

Yazar Hakkında

Dr.Ögretim.Üyesi. ÇİĞDEM ŞAHİN ÖZGEÇMİŞ Çiğdem Şahin İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi Öğretim Üyesidir. Mastır ve Doktora derecelerini İ.Ü. İktisat Fakültesinde tamamlamıştır. 'Fransız Düzenleme Kuramında Kapitalist Dünya İşbölümü, Kapitalizmin Tarihsel Dönüşümleri ve Krizler' adlı doktora tezi yanısıra 'Kapitalizm ve Yoksulluk' adıyla Çiviyazıları tarafından yayınlanmış kitabı bulunmaktadır. Ayrıca 2018 yılında İşbankası Kültür Yaynlarından çıkan 'Neo liberal Kent Politikaları ve Fener-Balat-Ayvansaray' adında derleme kitabında da hem editör hem de ortak yazarlarındandır. Akademik Kariyeri yanı sıra Sendika yöneticiliği (Öğretim ElemanlarıSendikası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyeliği, İÜ. İktisat Mezunları Cemiyeti yayını olan İktisat Dergisi Yayın Kurulu üyeliği ve son yıllarda, özellikle de İstanbul'da Kentsel Dönüşüm sürecinin yaygınlaşmaya başladığı süreçte önce Fener-Balat-Ayvansaray yenileme alanındaki soylulaştırma ve yerinden etme projelerine karşı kurulan FEBAYDER'in kurucu üyeliği, Genel Sekreterliği ve Basın Sözcülüğü görevini, üstlenmiş, ayrıca İstanbul'daki yerel ve genel mücadeleleri (mahalle dernekleri ve platformların ayrı ayrı yürüttüğü mücadeleleri) birleştiren ortak bir zemin ve ortak bir kent mücadelesi oluşturmayı amaçlayan 'Kent Hareketleri' girişiminin de Yürütme Kurulu üyeliğini hala sürdürmektedir. Tüm bunlar yanı sıra 'Kapitalizm ve Kriz', Azgelişmişlik', Kapitalizm ve Göçmen Emeği', 'Türkiye'de İnşaat Odaklı Büyüme Modeli ve Kentsel Dönüşüm', 'Neo-Libaeral Kent Politikaları' bunların yol açtığı Hak ve Hukuk ihlalleri, yaşanan mağduriyetler, 5366 Tarihi Alanları Yenileme Yasası ve 6306 Afet Yasası konusunda çeşitli yerlerde yayınlanan yazıları bulunan yazarwww.acikgazete.com internet gazetesinin de köşe yazarıdır. İLETİŞİM E-posta csahin@istanbul.edu.tr Web Sayfası http://aves.istanbul.edu.tr/csahin/

Bir Yorum Bırakın