Bugün artık hiçbir ideolojinin, dünya görüşünün bir önemi yok; çünkü yaşayacak dünya soluyacak hava bırakmıyorlar bize; içecek su, barınacak yuva bırakmıyorlar; iş bırakmıyorlar; aş bırakmıyorlar. Bu yok oluş herkesi ilgilendiriyor; herkesin canı yanacak çünkü…
Bu yüzden sistemin bütün ezilenleri, mağdurları, dışlanmışları yani Karıncaların yazıda belirttiği gibi “ONLAR”ın, veya diğer bir deyişle de BİZ” in, hiçbir ideoloji gözetmeden yaşam alanlarına, yaşamlarına sahip çıkmak için bir araya gelmesi, birlikte hareket etmesi gerekiyor…
Sermayenin ulusal veya uluslar arası alanda hakim olduğu, yaşam alanlarımıza, dünyamıza, yaşadığımız çevreye zarar verdiği, rant uğruna evlerimizin, okullarımızın, hastanelerimizin, ormanlarımızın, köylerimizin, tarım arazi ve su havzalarımızın; sahillerimiz ve koylarımızın elimizden alındığı, sosyalleşme ve insanca yaşamak için tek bir parasız girilen veya kullanılabilen kamusal alanın bırakılmak istenmediği, köprü üstüne köprü, alış merkezi üstüne alış veriş merkezi, otel üstüne otel yapılan bu çılgın sürece artık dur demek gerekiyor… Bunun tek yolu ise, “Toplumsal bilincin yeniden bireysel çıkardan kamusal çıkara doğru şekillendirildiği, sosyal faydanın ön plana çıkarıldığı” yeni bir anlayışa sahip olmaktır; Aksi taktirde soluyacak havamızın kalmayacağı, yiyecek tek bir sağlıklı gıda ya da besin bulamayacak hale geleceğimiz, yapılan baraj ve hidroelektrik santralleri yüzünden derelere, denize, yeşile, ormana, suya, çayıra hasret kalacağımızı, oteller ve alışveriş merkezleriyle çevrilmiş bir dünyada müşterisi olamadığımız global bir pazarın her geçen gün biraz daha dışına itilerek, kenara süpürülen, değer görmeyen insan müsveddelerine dönüşeceğimiz bir gelecek bizi beklemektedir…
Kapitalizmin ve neo-liberal politikaların bir avuç insanın refahı ve keyfi için bütün insanların kullanımına ait kaynakların çarçur edilmesi, tüketilmesi, yaşadığımız dünyanın, yaşam alanlarımızın kar hırsı ve aç gözlülüğe yenik düşmesi anlamına geldiği genç kuşaklara çok iyi anlatılmalıdır. İşte o zaman ne özel yasalar, ne özel hukuk alanları ne heyetler, ne kurullar toplumun birlikteliğinden doğan gücün karşısında duramayacaktır, dursa da meşruluğu olmayacaktır…
ARTIK TOPLUM OLARAK YAŞAMIMIZA VE YAŞAM ALANLARIMIZA DAHA KARALI BİR ŞEKİLDE SAHİP ÇIKMANIN ZAMANI GELMİŞTİR…
1 Comment
Bugün artık hiçbir ideolojinin, dünya görüşünün bir önemi yok; çünkü yaşayacak dünya soluyacak hava bırakmıyorlar bize; içecek su, barınacak yuva bırakmıyorlar; iş bırakmıyorlar; aş bırakmıyorlar. Bu yok oluş herkesi ilgilendiriyor; herkesin canı yanacak çünkü…
Bu yüzden sistemin bütün ezilenleri, mağdurları, dışlanmışları yani Karıncaların yazıda belirttiği gibi “ONLAR”ın, veya diğer bir deyişle de BİZ” in, hiçbir ideoloji gözetmeden yaşam alanlarına, yaşamlarına sahip çıkmak için bir araya gelmesi, birlikte hareket etmesi gerekiyor…
Sermayenin ulusal veya uluslar arası alanda hakim olduğu, yaşam alanlarımıza, dünyamıza, yaşadığımız çevreye zarar verdiği, rant uğruna evlerimizin, okullarımızın, hastanelerimizin, ormanlarımızın, köylerimizin, tarım arazi ve su havzalarımızın; sahillerimiz ve koylarımızın elimizden alındığı, sosyalleşme ve insanca yaşamak için tek bir parasız girilen veya kullanılabilen kamusal alanın bırakılmak istenmediği, köprü üstüne köprü, alış merkezi üstüne alış veriş merkezi, otel üstüne otel yapılan bu çılgın sürece artık dur demek gerekiyor… Bunun tek yolu ise, “Toplumsal bilincin yeniden bireysel çıkardan kamusal çıkara doğru şekillendirildiği, sosyal faydanın ön plana çıkarıldığı” yeni bir anlayışa sahip olmaktır; Aksi taktirde soluyacak havamızın kalmayacağı, yiyecek tek bir sağlıklı gıda ya da besin bulamayacak hale geleceğimiz, yapılan baraj ve hidroelektrik santralleri yüzünden derelere, denize, yeşile, ormana, suya, çayıra hasret kalacağımızı, oteller ve alışveriş merkezleriyle çevrilmiş bir dünyada müşterisi olamadığımız global bir pazarın her geçen gün biraz daha dışına itilerek, kenara süpürülen, değer görmeyen insan müsveddelerine dönüşeceğimiz bir gelecek bizi beklemektedir…
Kapitalizmin ve neo-liberal politikaların bir avuç insanın refahı ve keyfi için bütün insanların kullanımına ait kaynakların çarçur edilmesi, tüketilmesi, yaşadığımız dünyanın, yaşam alanlarımızın kar hırsı ve aç gözlülüğe yenik düşmesi anlamına geldiği genç kuşaklara çok iyi anlatılmalıdır. İşte o zaman ne özel yasalar, ne özel hukuk alanları ne heyetler, ne kurullar toplumun birlikteliğinden doğan gücün karşısında duramayacaktır, dursa da meşruluğu olmayacaktır…
ARTIK TOPLUM OLARAK YAŞAMIMIZA VE YAŞAM ALANLARIMIZA DAHA KARALI BİR ŞEKİLDE SAHİP ÇIKMANIN ZAMANI GELMİŞTİR…