Dersim Belediye Başkanı Maçoğlu’ndan Kaz Dağları’na ziyaret

0
Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve Munzur Koruma Kurulu üyeleri bugün Kaz Dağları’na gelerek bölgede incelemelerde bulundu. Burada açıklamada bulunan Maçoğlu sınıfsal çelişkilerin arttığı Türkiye’de kadınların nasıl bastırılmaya çalışıldığına değindi ve kadına şiddeti kınadı. Maçoğlu Munzur, Kaz Dağları, Cerattepe ve Hasankeyf’in bütün halkın olduğunu vurguladı.

Çanakkale’nin tek su kaynağı Atikhisar Barajı su toplama havzasında Kanadalı altın madeni şirketi Alamos Gold’un doğa katliamına karşı başlatılan mücadeleye ülkenin dört bir yanından destek gelmeye devam ediyor.

HaberSol‘un haberine göre; Dersim (Tunceli) Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve Munzur Koruma Kurulu üyeleri de bugün Kaz Dağları’na gelerek bölgede incelemelerde bulundu.

Dersim Belediye Başkanı Maçoğlu'ndan Kaz Dağları'na ziyaret

Kapitalizmin sömürü biçiminin yaşamın her alanına sirayet ettiğini ve bunun iyi yönetemedikleri anlamına geldiğini aktaran Maçoğlu, Mardin, Diyarbakır ve Van’daki kayyum atamalarına da değindi. Maçoğlu, Çanakkale’de direnen yurttaşların sorununun sadece para, rant sorunu değil, yaşama saldırı olduğunu belirtti.

Maçoğlu sınıfsal çelişkilerin arttığı Türkiye’de kadınların nasıl bastırılmaya çalışıldığına değindiği konuşmasında kadına şiddeti kınadı. Maçoğlu Munzur, Kaz Dağları, Cerattepe ve Hasanykeyf’in bütün halkın olduğunu vurguladı.

Dersim Belediye Başkanı Maçoğlu'ndan Kaz Dağları'na ziyaret

“Çocuklarımızın geleceği çalınıyor”

Maçoğlu, Kaz Dağları için verilen mücadeleyi desteklediklerini belirterek şunları söyledi:

“Hepimiz farklı topraklarda da olsak bu ülkede yaşıyoruz. Buradaki, Munzur’daki, Cerattepe’deki ve Hasankeyf’teki sorunlar hepimizin sorunlarıdır. Geleceğimizle ilgili bir sorun var burada. Ülkenin serveti gidiyor. Bizler yer üstünün altından daha değerli olduğunu düşünüyoruz. Burası Troya bölgesi, insanların burayı gelip görmeleri bir kazançtır. Bu maden faaliyetleri ile ülkemizin akciğerlerini yok ediyorlar. Biz Munzur’da yapılmaya çalışılanlar ile Kaz Dağları’nda yapılanlar arasında bir fark görmüyoruz. Çocuklarımızın geleceği çalınıyor. Bu toprakları zehirlemeye çalışanlara karşı çıkmamız lazım.”

Dersim Belediye Başkanı Maçoğlu'ndan Kaz Dağları'na ziyaret

Basına ve Kamuoyuna

Merhaba sevgili canlar,

Kirazlı’nın güzel insanları,
Sorgusuz sualsiz kesilen ağaçları merhaba.
Yuvasından edilen yüzbinlerce kuş,
Kirazlı ormanlarını mesken edinmiş börtü, böcek merhaba.
Kaz Dağlarının, başına geleceklerden habersiz, pırıl pırıl, barış içinde akan berrak suları,
Kaz Dağlarının göremediğimiz ama birine zarar verildiğinde boynunu bükecek olan diğer tüm canlıları merhaba…

Size Munzur Dağlarının serin esintisini, çiçeklerinin benzersiz kokularını, ama en önemlisi sizinle dayanışma içinde oldukları mesajını getirdik.

Tüm Türkiye, hatta tüm dünya gibi ülkenin öbür ucunda benzer saldırılara maruz bırakılan Munzur mücadelesi de, Alamos Şirketi’ne verilen lisansla başlatılan bu doğa katliamını, katliama karşı ortaya koyduğunuz direnişinizi biliyor ve yakından izliyor.

Kirazlı ve Çanakkale halklarının iradesi dünyanın gözleri önünde gasp ediliyor. Evet, bu toplum iradesinin, bir halkın, yöre halkının güçlü itirazının yok sayılmasıdır bu bir iradenin gaspıdır.

Tıpkı Munzur Dağlarının madenciliğe açılmasıyla Orayı Baraj/HES ler ile sular altında bırakma planları, Dersim’de yaşayan halkın iradesinin gasp edilmesi gibi.

Tıpkı Hasankeyf’te binlerce yıllık tarihin gömülmesiyle yöre halkının kendi tarihine ve kültürüne sahip çıkma iradesinin gasp edilmesi gibi.

Millet Parkı bahanesiyle talana açılmak istenen Salda Gölü, JES lerle ranta açılmak istenen Ege kasabaları, Madenlere yok edilmek istenen Murat Dağı, Fatsa-Ünye, Kütahya-Uşak ve niceleri… Halkların yaşam alanları ülkenin dört bir yanında gasp ediliyor.

Tıpkı işçi sınıfının, toplu sözleşmelerde “çoğunluğu temsil eden” sendika eliyle azınlıkta kalanların iradesinin gasp edilmesi, fakat sonuçta azınlıkla birlikte çoğunluğun da, yani tüm işçi sınıfının insanca yaşama iradesinin gasp edilmesi gibi.

Tıpkı, Van, Mardin ve Diyarbakır illerinin seçilmiş belediye başkanlarının zorla görevden alınması ve yerlerine Kayyum atanması sonucunda bu üç ilin halklarının iradesinin gasp edilmesi gibi.
Türkiye halkları tarihin hiçbir döneminde bu derece yok sayılmamış, bu kadar ağır irade gasplarına tanıklık etmemişti.

Öte yandan, bu saydığımız irade gasplarının hepsi tek merkezden yönetildiği halde, bu saldırılara karşı örülen mücadeleler ayrı ayrı, çoğu zaman birbiriyle ilişkisiz ve dolayısıyla yalnız. Bu da egemen gücün bilinçli bir stratejisi. Bizleri kimi zaman coğrafi uzaklıklar, kimi zaman saldırı biçimlerinde farklılaşma, kimi zaman iş vaadiyle kandırma taktikleri ve kimi zaman da etnik farklılıklarımız üzerinden bölüp, hedeflerine kolayca ulaşıyorlar.

Oysa hiçbir doğa talanı, bir emek sömürüsü hedefi olmadan gerçekleşemez. Sermayenin, şirketlerin hedefi ağaç kesmek, toprakları çoraklaştırmak, börtü böceği yersiz yurtsuz bırakmak, su kaynaklarını kurutmak veya insanları zehirlemek değildir. Tüm bunlar sadece daha fazla kar etme hırsından. Yer altı kaynaklarına el koymayı amaçlarken, emeğin sömürüsü de en üst düzeye çıkmaktadır. Tıpkı Soma ve Ermenek de yaşandığı gibi. İşte bu nedenle işçi sınıfının insanca yaşama iradesinin gaspı ile Kirazlı’da ki talan bir ve aynıdır.

Benzer şekilde, Kirazlı’da yapılacak bir kimya madenciliğinin en zehirli atıkları sadece Çanakkale halkının ya da Kaz Dağlarında yaşayan yer üstü ve yer altı canlılarının yaşamını değil tüm ülkenin, hatta bazı durumlarda tıpkı Çernobil’de gördüğümüz gibi pek çok ülkedeki canlı yaşamı tehdit eder. İşte bu nedenle Munzur Dağlarının madencilik faaliyetine açılması ile Kirazlı’daki talan bir ve aynıdır.

Ülkemizin Doğu ve Güney Doğu’sundaki üç ilin, Diyarbakır, Mardin ve Van’ın seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması da biz doğa savunucularının tümünün gücünü zayıflatan bir irade gaspıdır. Coğrafyalar birbirinden kilometrelerce uzak olsa da, bu üç ilde yaşanan irade gaspı aslında muhalefetin toplam iradesinde bir azalmaya tekabül eder.

Sevgili canlar,

Elbette ülkede yaşanan her saldırıda bütün muhalif güçleri bir araya toplamanın zorlukları var. Fakat artık bu zorlukları kısmen de olsa aşmamıza olanak sağlayan araçlarımız da var. En önemli gücümüz, bilgi, birikim ve deneyimlerimizi birbirimizle paylaşmaktan geliyor. Bu paylaşım, fikri ortaklık ve dayanışmanın da ete kemiğe bürünmesini sağlayabilir. Tek başına susmama, sessiz kalmama hakkımızı kullanmamız, itirazları büyütmemiz bile önemli.

Bize daha şimdiden “terörist”, “vatan haini”, yakıştırmaları yapmaya başladılar. Buna verilecek en güzel cevap, büyük usta Nazım Hikmet’in ölümsüz şiiri “Vatan Haini” eserinin küçük eklemelerle hepimizi anlatacağını umduğum aşağıdaki dizelerinde:

Vatan, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse,
Vatan, çoraklaştırdığınız topraklarda gebermekse siyanürden,
Vatan, zehirlediğiniz sular ve gıdalar yüzünden ölmekse genç yaşta,
Maden sahalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
Vatan tırnaklarıysa lisans verdiğiniz şirketlerin,
Vatan, biber gazınız, KHK’nız, polis copunuzsa,
Vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığınızdan,
Bizler vatan hainiyiz. Ve vatan hainliğine devam ediyoruz hâlâ.

➢ Diren Kazdağları Munzur seninle.
➢ Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.
➢ İda darda, Munzur İsyanda.
➢ Topraklar nehirler, sermaye zehirler.
➢ Munzur’dan Kazdağlarına doğanın talanına geçit vermeyeceğiz.

MUNZUR KORUMA KURULU ( DEDEF)

 

Paylaş.

Yazar Hakkında

Bir Yorum Bırakın