Köye Köy Derler; “Mahalle” ya da “Kırsal Mahalle” Değil

0

Editörün Notu

2012 yılında çıkarılan Büyükşehir Yasası ile yaklaşık 16 bin köy mahalle statüsüne dönüştürüldü. Aradan geçen yıllarda bu düzenlemenin yol açtığı sorunlar belirginleşince, 2021 yılında kırsal mahalle uygulaması getirildi. Bu uygulama, mahalleye dönüştürülen köylerin belirli koşulları taşımaları durumunda bazı vergi ve harç muafiyetlerinden yeniden yararlanabilmesine imkân tanıyor. Ancak bunun için köylerin yeniden başvuru yapması ve belediyelerin uygun görmesi gerekiyor.

Aşağıda paylaştığımız yazıda Yusuf Yavuz, Finike’deki köylerin kırsal mahalle başvurularından hareketle bu sürecin yarattığı sorunları anlatıyor. Vergi yükü, belediye hizmetleri, plansız yapılaşma, kırsal mimarinin değişimi ve üretim kültürünün aşınması gibi birçok konu, somut örneklerle ele alınıyor.

Yeşil Direniş Gazetesi’nde son aylarda yayımladığımız Köy Hakkı yazılarında biz de bu tartışmayı daha geniş bir çerçevede değerlendiriyoruz. Çünkü köyün mahalleye dönüştürülmesi, hukuki bir statü değişikliğinin ötesinde sonuçlar doğurdu. Köyün tarihsel kimliği, müşterekleri, üretim düzeni ve yaşam kültürü hukukta giderek görünmez hâle geldi. Kırsal mahalle uygulaması bu sorunların bir bölümüne çözüm arıyor; köyün kendine özgü varlığını ve haklarını ise yeniden tanımlamıyor.

Köy, kentin bir uzantısı değildir. Kendine özgü üretim biçimi, müşterekleri, kültürü, belleği ve toplumsal yapısıyla tarihsel bir yaşam alanıdır. Bu nedenle Köy Hakkı üzerine yürüttüğümüz tartışmanın, köylerin geleceği açısından önemli bir düşünme zemini oluşturduğuna inanıyoruz.

Yusuf Yavuz’un “Köye Köy Derler; Mahalle ya da Kırsal Mahalle değil”  başlığını kouduğumuz yazısını da bu tartışmaya katkı sunacağı düşüncesiyle okurlarımızla paylaşıyoruz.

Köye Köy Derler; “Mahalle” ya da “Kırsal Mahalle” Değil

16 Bin Köy Bir Gecede Mahalleye Dönüştürüldü

Türkiye’de 16 bin köy, bir gecede mahalle statüsüne dönüştürülerek kentlerin bir parçası haline getirildi.
2012’de çıkarılan büyükşehir kanununun görünürdeki amacı, “kentte ne varsa köyde de ol olacak” şeklinde kamuoyuna sunuldu. Yasa, 2014 seçimlerinin ardından uygulamaya konuldu. Böylece, bazı büyükşehirlerde kent merkezlerine 200-250 km. mesafelerde bulunan, kimi dağlık, kimi ovalık, kimi vadi içinde, kimi kuş uçmaz kervan geçmez bölgelerde bulunan köyler bile ‘mahalle’ oldu.
Büyükşehirlerde seçmen kazanmanın bir yolu olarak da görülen bu düzenleme, iktidarın en hatalı uygulamalarından biri oldu. Kentlerde ne varsa köylerde de o olacak denilen o ışıltılı vaatlerden yerine getirilen büyük ölçüde kentlerdeki betonlaşmanı köylere taşınması oldu. Ardından imar rantı, kaçak yapılaşma, kontrolsüz ve plansız büyüme geldi. Bazı köylerde nüfus 5-10 kat artarken, geçmişte üretimin yoğun olduğu kimi köyler ise hızla boşalarak hayalet köylere dönüştü.
Örneğin Antalya’da, Konyaaltı Gürsu, Uluç, ya da Uncalı gibi semtler de ‘mahalle’, Kaş’ın Akörü ya da Hacıoğlan köyleri de ‘mahalle’ statüsündeydi. Ancak kent merkezlerindeki yerel yönetim hizmetlerinin bu uzak bölgelere aynı ölçüde ulaşması beklenemezdi.
.

“Kırsal Mahalle” Düzenlemesi Neden Gündeme Geldi?

Ancak 31 Aralık 2025 tarihinden sonra bu konuda yeni bir açamaya geçildi. Daha önce mahalleye dönüşen köyler, belediyelerin topladığı çevre temizliği, çöp, atık su vb. vergilerden muaf tutuluyordu. 31 Aralık 2025 tarihinde bu muafiyet sona erdi. Bunun ardından eski köyler, yeni mahallelerde yeterince almadığı hizmetin vergisinin ödenmesi gündeme geldi. Belediyeler bu vergileri almasa suç, alsa halkın gözünde ‘kabahatli’ olacağı bir ikilem ortaya çıktı.
Aslında iktidar bu büyükşehir yasası ile mahalleye dönen köylerle ilgili hata yaptığını anlamış ve bu konuda bir düzenleme daha yaparak isteyen köylerin başvurması halinde ‘kırsal mahalle’ statüsüne geçebilmesinin önü açılmıştı. Ancak tek bir imza ile 16 bin köyü mahalleye dönüştüren düzenlemeye göre, bu yeni düzenlemede “isteyenlerin” kırsal mahalle statüsüne geçmesine olanak sağlanması en azından eşitlik ve adil yönetim ilkeleri ile çelişiyordu.
Yine de 2021’den itibaren bu konuda İzmir başta olmak üzere ülke genelindeki birçok büyükşehirde kırsal mahalle statüsüne geçişler başladı. Kırsal mahalle, belediyelere ödenen vergilerin muafiyetini getiriyordu.

Finike’de 13 Köyün “Kırsal Mahalle” Başvurusu

Finike’ye bağlı 13 köyden Günçalı (Ernez) köyü ve Finike Yazır köyleri ‘kırsal mahalle’ olmak için ilçe belediyesine başvurdu. İlçe belediyesinin ilgili komisyonu bu başvuruyu inceledi ve ‘ret’ kararı ile Meclise havle etti. Ret gerekçeleri arasında, özetle, “siz belediyeden hizmet alıyorsunuz, ulaşım, su, altyapı, çöp gibi hizmetlere ulaşılabiliyor bu köylerde. Ayrıca köylerin imar düzenlemeleri de yapılmış, gelişime açık” deniliyor.
Komisyonun ret kararı, aynı şekilde ilçe belediyesinden geçiyor, Büyükşehir’e gönderiliyor. Geçtiğimiz Mart ayında da Büyükşehir Belediyesi komisyondan geldiği şekliyle Finike’ye bağlı 13 köyün kırsal mahalle talebini reddediyor.
.

Köylüler Neden Tepkili?

Bu kararlar, köylüler için büyük bir hayal kırıklığı. Yeterince almadıkları hizmetlerin vergisini ödemek çok zorlayıcı ve eşitlik ilkesine aykırı bir durum. Ancak mevzuat hazretlerinin dişlileri arasında eriyen kırsal nüfus ve üretim kültürü, tüm bunlara rağmen üretmeye, ayakta durmaya direniyor.
Akdeniz’in dağlık coğrafyasında dengeler çık kırılgandır. Üretim, yaşam ve kültür, yüzlerce yılda şekillenmiş, hassas dengelere bağlıdır. Konut, “imar rantı” için değil, yaşam için önemlidir. Üretim, sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir faaliyettir.
Finike’nin Arif, Yalnız, Gökbük, Ernez, Dağbağ, Alacadağ, Gökçeyazı, Çamlıbel, Yeşilköy, Asarönü, Boldağ ve Akçaalan mahalleleri de büyük ölçüde bu kapsama giren yerleşimler. Örneğin Ernez ve Dağbağ gibi köyler Antalya kent merkezine 160 kilometreden uzak mesafelerde bulunuyor. Bu, yaklaşık 3 saatlik bir yolculuk demek. Yazır da bu hatta yer alıyor. Belediye hizmetlerinin ulaşması, ulaşsa bile niteliği, sıklığı ve denetimi büyük sorun.
Bu konuda bir kere tüpten çıkmış olan macunu geri sokmak mümkün olmazken, macunu sıkanların yarattığı sorunların maliyetine katlanmak neden sadece köylülere düşüyor?
Öte yandan büyükşehirlerin mahallesi olan köylerin seçim öncelerinde hatırlanması ve hizmet olarak almaları gereken birçok kalemin bir lütuf gibi sunularak ‘ulufe’ dağıtımına dönüştürülmesi de cabası.

Köyün Silueti Değişiyor

Bu süreç, kırsal mimariyi, geleneksel kültürü, düğünü, cenazeyi değiştirip dönüştürdü. Bunun yanında fiziki alanı ve köylerin siluetini de değiştirdi. Kumluca’nın yaylası olan Altınyaka’da 5 katlı apartmanlar, Konyaaltı’nın kırsal yerleşimlerinde, Hisarçandır, Yarbaşçandır, Çağlarca’da İsviçre’den öykünme villalar, çarpık mimari ürünü binalar pıtrak gibi yayıldı. Torosların, Beydağlarının coğrafyaya göre malzemeyle belirlenen o karakteristik mimarisi hızla yok oldu. Kaş’ın dağ köylerinde plansız, kaçak, imara aykırı binlerce villa türedi. Yol yok, altyapı yok, su yok ama bu köylerin adı mahalle.

Köyün Hukuku Neden Yeniden Düşünülmeli?

Büyük kentlerden kaçıp Akdeniz’in kırsal yaşam alanlarına yerleşen yeni köylülerin durumları ise başka bir yazının konusu.
Türkiye’nin ağır siyasi gündeminin arasında yeterince tartışılıp kalıcı çözümler üretilmeyen bu konu önümüzdeki süreçte daha çok başımızı ağrıtacak.
Anadolu coğrafyasında neolitikten bu yana süregelen ve zamanın imbiğinden süzülerek bugünkü halini alan kırsal yerleşimlerin bir gecede tek bir imza ile kökten sarsılmasının ortaya koyduğu toplumsal faturanın rakamları her geçen gün yükseliyor. Yol yakınken bu yanlıştan dönülmezse, katlanarak artan bu ağır faturayı hepimiz ödeyeceğiz.
Yazan: Yusuf Yavuz
Kapak foto: Yusuf Yavuz
İlgili paylaşım için:
://x.com/YusufYavuz3/status/2081825798508458097?s=20
Paylaş.

Yazar Hakkında

Bir Yorum Bırakın