“O, ülkenin en ücra köşelerinde yükselen çığlıkları topladı, birleştirdi ve tek güçlü bir ses haline getirdi. Ve ne kadar örtbas etmeye çalışsalar da biz biliyoruz, Hakan Tosun öncelikle bunun için öldürüldü.”
Hakan Tosun’un ilk duruşmasında okunan basın açıklamasını tekrar tekrar okumakta ve dinlemekte yarar var. Hakan Tosun’un Dostları tarafından kolektif olarak kaleme alınan bu metin, hem Hakan’ın ekoloji mücadelesindeki yerini kısa ama bütünlüklü bir biçimde görmek hem de onu yitirmenin dostlarında bıraktığı hüznü ve öfkeyi, metni okuyan Songül Yücel arkadaşımızın sesinde hissetmek için yeniden dönülmesi gereken önemli bir metindir.
8 Temmuz 2026 tarihinde görülecek ikinci duruşmada ise, bu metnin yazılmasına katkı sunan Hakan Tosun’un Dostları’ından Songül Yücel ve Sena Şat ile eylem organizasyonlarımızda aktif rol alan Rahim Noz arkadaşlarımız ne yazık ki aramızda olamayacak. NATO Zirvesi’ni protesto eylemleri sırasında Songül ve Sena tutuklandı, Rahim ise gözaltına alındı. (Üçü de kapak fotoğrafında ve aşağıdaki videoda yer alıyor)
“Hakan Tosun’un bu süreçteki büyük rolü tam da buradadır. O, ülkenin en ücra köşelerinde yükselen çığlıkları topladı, birleştirdi ve tek güçlü bir ses haline getirdi. Ve ne kadar örtbas etmeye çalışsalar da biz biliyoruz, Hakan Tosun öncelikle bunun için öldürüldü.
Bugün Ordu’nun Perşembe Yaylası’ndan yükselen ‘Bu insanlar kim? Nereden gelmişler? Biz onların memleketine gidip sularını kesip bir şey arıyor muyuz? Kimsiniz siz?’ diyen sesi bu kadar berrak duyabiliyorsak, burada Hakan Tosun’un emeği vardır. ‘Bir köyümüz bir de canımız kaldı. Onu da şirketler bizi zehirleyerek alacaklar’ diyen Eskişehir köylülerinin feryadı kulaklarımızdaysa bu da o emeğin sonucudur. Karadeniz’in bir dağ köyünde yaşayan ve HES’çilere ‘O armutluk bu köyün hayratıydı. Onu yukarıdan aşağıya kestiniz, budadınız. Allah’ım sizi de kessin, budasın inşallah’ diye beddua eden Meliha halanın sesini ülkenin dört bir yanına taşıyan da Hakan Tosun’du. ‘Ben bir köylü kızıyım. Zeytinimi, toprağımı, yaşamımı savunuyorum’ diyen genç yaşam savunucusu Esra Işık bugün bu özgüvenle, bu kararlılıkla ve korkusuzca konuşabiliyorsa; ‘Buradan çıkıp mücadeleme kaldığım yerden devam edeceğim’ diyebiliyorsa bunda Hakan Tosun gibi ülkeyi köşe bucak dolaşan yaşam savunucularının emeği vardır. Bugün görüyoruz ki bu sesler farklı yerlerden yükselse de aynı hakikati dile getiriyor. Karadeniz’den İç Anadolu’ya, oradan Ege’ye uzanan bu ortak ses; köylerin, yaylaların, derelerin ve zeytinlerin ortak vicdanıdır. Bu ortaklığı kuran, bu sesleri birbirine bağlayan kişi ise acımasızca katledilen Hakan’ımızdır.”
Video: Sultan Torbacıoğlu
Basın Açıklamasının tam metni:
Bugün burada 10 Ekim gecesi sokak ortasında hunharca katledilen dostumuz Hakan Tosun’un ilk duruşması için bir araya geldik. Bugün burada yargılanması gereken birkaç tetikçi, birkaç maşa değil, bir grup dokunulmaz insana tanınan ayrıcalıklar ve cezasızlık düzeninin koca bir ülkeyi sürüklediği kaos düzenidir.
Cinayetin hemen ardından başlayan koruma, aklama, delil karartma ve tehditlere rağmen ilk günden bu yana Hakan Tosun’un ailesi ve dostları, Hakan’ı öldürenlerin gerekli cezaları alması, öldürenlerin arkasında birileri varsa bunların açığa çıkarılması için mücadele verdi. Hakan’ın ölümünün ardından hazırlanan ilk fezlekenin, katilleri koruyan, cinayeti örtmeye çalışan ve olayı bir mahalle kavgası gibi göstermeye çalışan tutumu, bugün burada bulunan Hakan’ın dostlarının mücadelesiyle boşa düşürüldü. Bugün bu adliyede olacak yargılamanın kasten adam öldürme suçundan başlaması bile bu mücadelenin sonucudur.
Hakan’ın katillerinin yargılanma süreci bize şunu gösteriyor: Bu cinayeti kim işlediyse ve bu kişiler kimler tarafından korunuyorsa, bu kişiler dokunulmaz olduklarını düşünüyorlar. Bu kişiler, sermayenin çıkar ve amaçları için tüm canlılığı, yaşamı, doğayı hiçe sayan düzenin her zaman karşısında durmuş ve tüm hayatını ona karşı mücadeleyle geçirmiş dostumuz Hakan Tosun’u, İstanbul’un göbeğinde sokak ortasında öldürme cüretini nereden buluyorlar?
“Cezasızlık düzenine izin vermeyeceğiz”
Soruşturma süreci neden düzgün yürütülmedi? Hakan’ın gazeteci dostlarının ve avukatlarının ortaya çıkardığı soruşturma sürecinde yapılan yanlışlar, eksikler ve ihlaller neden araştırılmadı? Olay yerinde, hastanede, karakolda maddi delillerin karartılmasına kimler, nasıl müsaade etti? Olayın tüm görüntülerinde açıkça cinayete ortak olan üçüncü kişi neden sanık olarak yargılanmadı? Hakan’ı sokak ortasında döverek öldürenler neden ve kimler tarafından korunuyor? Bugün göz göre göre sokak ortasında katledilen yoldaşımız Hakan Tosun’un baştan sona şaibeli soruşturma sürecine, hukuk açısından suçluyu koruyan bakış açısına ve suçun üstünün örtülmesine müsaade etmemek için buradayız. Bu imtiyazlı kişilere uygulanan ikili hukuk sistemine, cezasızlık düzenine izin vermeyeceğiz.
Bugün burada şunu söylüyoruz: Bu dava, bu ülkenin nasıl bir yol seçeceğinin davasıdır. Ya yağmanın önünü açan bir düzenin parçası olunacak ya da yaşamı savunanların yanında durulacaktır. Verilecek karar, kimin korunmaya değer görüldüğünü ve bu ülkede adaletin mi yoksa cezasızlığın mı hâkim olacağını gösterecektir.
Hakan Tosun’un dostları ve yaşam savunucuları için bu duruşma sıradan bir yargılama değildir. Bergama’dan bugüne uzanan 30 yıllık yaşam mücadelesinin en kritik anlarından biridir. Çünkü Bergama’da altına karşı ayağa kalkanlar, Karadeniz’de dereleri için direnenler, Kaz Dağları’nda ve Akbelen’de toprağını terk etmeyenler, Dersim’de, Bartın’da, yaylalarda, meralarda yaşamı savunanlar artık birbirini görmekte, birbirinin acılarına tanıklık etmekte ve seslerini duymaktadır. Hakan Tosun’un bu süreçteki büyük rolü tam da buradadır. O, ülkenin en ücra köşelerinde yükselen çığlıkları topladı, birleştirdi ve tek güçlü bir ses haline getirdi. Ve ne kadar örtbas etmeye çalışsalar da biz biliyoruz, Hakan Tosun öncelikle bunun için öldürüldü.
“Esra Işık bugün korkusuzca konuşabiliyorsa Hakan Tosun gibi yaşam savunucularının emeği vardır”
O hem gazeteci hem gittiği haberin eylemcisiydi. Yalnızca kamerasıyla takip etmedi toplumsal olayları; aklı ve yüreğiyle bir parçası oldu. Eylemci gazeteciliğin en iyi örneklerinden birini yarattı. Bugün Ordu’nun Perşembe Yaylası’ndan yükselen ‘Bu insanlar kim? Nereden gelmişler? Biz onların memleketine gidip sularını kesip bir şey arıyor muyuz? Kimsiniz siz?’ diyen sesi bu kadar berrak duyabiliyorsak, burada Hakan Tosun’un emeği vardır. ‘Bir köyümüz bir de canımız kaldı. Onu da şirketler bizi zehirleyerek alacaklar’ diyen Eskişehir köylülerinin feryadı kulaklarımızdaysa bu da o emeğin sonucudur. Karadeniz’in bir dağ köyünde yaşayan ve HES’çilere ‘O armutluk bu köyün hayratıydı. Onu yukarıdan aşağıya kestiniz, budadınız. Allah’ım sizi de kessin, budasın inşallah’ diye beddua eden Meliha halanın sesini ülkenin dört bir yanına taşıyan da Hakan Tosun’du. ‘Ben bir köylü kızıyım. Zeytinimi, toprağımı, yaşamımı savunuyorum’ diyen genç yaşam savunucusu Esra Işık bugün bu özgüvenle, bu kararlılıkla ve korkusuzca konuşabiliyorsa; ‘Buradan çıkıp mücadeleme kaldığım yerden devam edeceğim’ diyebiliyorsa bunda Hakan Tosun gibi ülkeyi köşe bucak dolaşan yaşam savunucularının emeği vardır. Bugün görüyoruz ki bu sesler farklı yerlerden yükselse de aynı hakikati dile getiriyor. Karadeniz’den İç Anadolu’ya, oradan Ege’ye uzanan bu ortak ses; köylerin, yaylaların, derelerin ve zeytinlerin ortak vicdanıdır. Bu ortaklığı kuran, bu sesleri birbirine bağlayan kişi ise acımasızca katledilen Hakan’ımızdır.
“Herkesi Hakan Tosun’a ve davasına sahip çıkmaya çağırıyoruz”
Bizler başta Hakan Tosun olmak üzere; hayatlarında tek bir karıncayı incitmekten çekinen, yaşam hakkını kutsal sayan, fırsat eşitliğini, kadın haklarını, doğayı savunmak için gerektiğinde hayatlarını ortaya koyan, katledilen, zindanlarda rehin tutulan yoldaşlarımız için bıkmadan, yılmadan mücadeleye devam edeceğiz. Bir kez daha haykırıyoruz: Bu dava sadece Hakan Tosun’un değil, hepimizin davasıdır. Özgürce yürüyebilmenin, insanlık onurunun, halkın, vicdanının davasıdır. Herkesi Hakan Tosun’a ve davasına sahip çıkmaya çağırıyoruz.”
……
NOT: 8 Temmuz 2026 da gerçekleşecek ikinci duruşma için çağrı metni
GAZETECİ, YAŞAM SAVUNUCUSU VE DOĞA AKTİVİSTİ HAKAN TOSUN İÇİN ADALET İSTİYORUZ.
10 Ekim gecesi sokak ortasında öldürülen Hakan Tosun için adalet istiyoruz.
İlk duruşmada, Hakan Tosun’un yaşamını ve mücadelesini gölgelemeye yönelik söylemler öne çıkarıldı. Biz, önyargıların değil; delillerin, hakikatin ve adaletin konuştuğu bir yargılama istiyoruz.
Bu dava yalnızca Hakan Tosun’un davası değildir. Bu dava, herkesin sokakta özgürce ve güven içinde yürüyebilmesinin, hakikatin ve adaletin davasıdır.
Adalet gizlenemez. Hakikat susturulamaz.
Herkesi dayanışmaya, davayı takip etmeye ve adalet talebini birlikte yükseltmeye davet ediyoruz.
Hakan Tosun için Adalet!
Kamera hâlâ kayıtta.
8 Temmuz | Saat 13.00
Bakırköy Adliyesi Önünde Buluşuyoruz.
#HakanTosunYalnızDeğildir
#HakanTosunİçinAdalet
